Tag: serbestiyet

Serbestiyet'te yayımlanan "Fenomenoloji ve Varoluşçuluk: Öznenin İki Doğuşu" başlıklı makale, insanı anlama serüvenini bilim ve aklın ardından gelen "özgürlük" çağını temsil eden fenomenoloji ve varoluşçulukla zirveye taşıdığını iddia ediyor. Bu felsefi akımları, bireyi rasyonel veya ahlaki otoritelerin köleliğinden kurtaran, kendi varoluşunu ve anlamını yaratabilen "egemen bir özne"nin doğuşu olarak sunuyor. Ancak bu idealist ve soyut yaklaşım, diyalektik ve tarihsel materyalist bir perspektifle ele alındığında, hem derinlemesine bir analizden yoksun kalmakta hem de Marx'ın dünyaya ilişkin devrimci kavrayışını yanlış yorumlamaktadır

Serbestiyet‘te yayımlanan “Fenomenoloji ve Varoluşçuluk: Öznenin İki Doğuşu” başlıklı makale, insanı anlama serüvenini bilim ve aklın ardından gelen “özgürlük” çağını temsil eden fenomenoloji ve varoluşçulukla zirveye taşıdığını iddia ediyor. Bu felsefi akımları, bireyi rasyonel veya ahlaki otoritelerin köleliğinden kurtaran, kendi varoluşunu ve anlamını yaratabilen “egemen bir özne”nin doğuşu olarak sunuyor. Ancak bu idealist ve soyut