
Türkiye siyaset sahnesi, PKK’nın silah bırakma süreci ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “AK Parti Milliyetçi Hareket Partisi ve Dem olarak bu yolda birlikte yürümeye karar verdik” söylemiyle son derece ilginç bir kavşağa varmış durumda. Yüzeysel bir bakışta, geçmişin keskin karşıtlıklarını bir kenara bırakarak beklenmedik bir pragmatik iş birliğinin kapılarını aralayan bu gelişmeler, aslında Marksist-Leninist analizin milliyetçilik üzerine

İran ile İsrail arasındaki gerilim, bir süredir Ortadoğu’nun kaynayan kazanıydı; patlaması an meselesiydi. Şimdi ise beklenen oldu, sahne bambaşka bir boyuta taşındı ve bölgedeki taşlar yerinden oynadı. Bu çatışma, basit bir “iki devletin kapışması” olmaktan çok öte, emperyalist politikaların, bölgesel hegemonya savaşlarının ve Siyonist işgalin derin izlerini taşıyan, karmaşık bir düğüm. Washington’dan Tel Aviv’e, Tahran’dan