Tag: ideoloji

kapitalizmin çürümüşlüğüne karşı sosyalizm programı

Türkiye’de son zamanlarda gündemi meşgul eden sahte diploma ve e-imza skandalı gibi olaylar, yüzeyde münferit dolandırıcılık vakaları gibi görünebilir. Ancak bu olaylar, aslında buzdağının sadece görünen kısmıdır. Bu sahtekarlıklar, toplumun en temel değerlerinden devlet kurumlarına, eğitim sisteminden iş dünyasına kadar her alana sirayet etmiş derin bir çürümenin semptomlarıdır. Bu durum, sadece bireysel ahlaki yozlaşmayla açıklanamaz;

Bugünkü Birleşmiş Milletler gibi uluslararası yapılar, bir veya iki ülke hariç, tekelci sermaye iktidarlarının temsilcilerinden oluşan oligarşik bir yapıyı temsil etmektedir. Gerçek barış ve adaletin tesisi için, emekçi cumhuriyetlerin temsilcilerinden oluşan bir Dünya Cumhuriyeti'nin inşası elzemdir. Zira emperyalist zincirlerden kurtulmadan, gerçek bir barışa ve bağımsızlığa ulaşmak mümkün değildir. Bu devrimci atılım, ne yapacağını bilen, özgüvenli ve cesur bir örgütlenmeyle, yani toplumun ezilen ve sömürülen tüm kesimlerinin birliğiyle gerçekleştirilecektir.

Günümüz dünyası, Marx ve Engels’in işaret ettiği gibi, üretim güçleri ile üretim ilişkileri arasındaki uyumsuzluğun giderek daha belirgin hale geldiği, derin çelişkilerin ve büyük dönüşümlerin yaşandığı bir çağı temsil etmektedir. Bu dönüşümün merkezinde, emperyalist sistemin doğasından kaynaklanan uzlaşmaz çelişkiler ve bunların toplumsal yaşamın her alanına yansıyan sonuçları yer alır. Mevcut sistemin yarattığı yıkım ve eşitsizlikler,

Karl Marx’ın yanlış bilinç kavramı, kapitalist sistemde egemen ideolojinin işçi sınıfının gerçek çıkarlarını nasıl gizlediğini ve onları mevcut düzene razı olmaya ikna ettiğini açıklayan merkezi bir Marksist ilkedir. Bu makale, yanlış bilincin yalnızca ekonomik ve politik bir olgu olmanın ötesinde, sosyal psikoloji, bilişsel nörobilim ve nöroloji gibi modern bilim dallarından elde edilen bulgularla derinlemesine anlaşılabilecek