Category: Uncategorized

oportünizm

Evrensel‘deki yazı, “birikim” kavramını, tıpkı oportünistlerin yaptığı gibi, sınıfsal özünden arındırarak ele alıyor. Yazar, Türkiye “solunun” 150 yıllık bir “birikim”inden bahsediyor. Ancak unuttuğu ya da bilinçli olarak göz ardı ettiği şey şudur: Tarihsel materyalizme göre, toplumların tarihi, bir dizi “birikim”den değil, sınıf mücadelelerinin tarihinden ibarettir. Bu “birikim”in içinde, işçi sınıfının devrimci mücadelesi kadar, küçük burjuvazinin

Serbestiyet'te yayımlanan "Fenomenoloji ve Varoluşçuluk: Öznenin İki Doğuşu" başlıklı makale, insanı anlama serüvenini bilim ve aklın ardından gelen "özgürlük" çağını temsil eden fenomenoloji ve varoluşçulukla zirveye taşıdığını iddia ediyor. Bu felsefi akımları, bireyi rasyonel veya ahlaki otoritelerin köleliğinden kurtaran, kendi varoluşunu ve anlamını yaratabilen "egemen bir özne"nin doğuşu olarak sunuyor. Ancak bu idealist ve soyut yaklaşım, diyalektik ve tarihsel materyalist bir perspektifle ele alındığında, hem derinlemesine bir analizden yoksun kalmakta hem de Marx'ın dünyaya ilişkin devrimci kavrayışını yanlış yorumlamaktadır

Serbestiyet‘te yayımlanan “Fenomenoloji ve Varoluşçuluk: Öznenin İki Doğuşu” başlıklı makale, insanı anlama serüvenini bilim ve aklın ardından gelen “özgürlük” çağını temsil eden fenomenoloji ve varoluşçulukla zirveye taşıdığını iddia ediyor. Bu felsefi akımları, bireyi rasyonel veya ahlaki otoritelerin köleliğinden kurtaran, kendi varoluşunu ve anlamını yaratabilen “egemen bir özne”nin doğuşu olarak sunuyor. Ancak bu idealist ve soyut