Skip to content
  • Hakkımda
  • Blog
  • İletişim

Copyright izlek 2025 | Theme by ThemeinProgress | Proudly powered by WordPress

izlek
  • Hakkımda
  • Blog
  • İletişim
Siyaset Article

NATO ve Türkiye: Emperyalist Zincirin Bir Halkası – Komünistlerin Bakış Açısı

On 02.07.2025Sisyphos
nato defol

NATO, birçoğumuz için Soğuk Savaş’ın bitişiyle misyonunu tamamlaması gereken, ancak ironik bir şekilde varlığını sürdüren ve hatta genişleyen bir yapı. Peki, bu askeri ittifak gerçekten de bir “savunma” örgütü mü, yoksa emperyalist kapitalizmin küresel hegemonya arayışının bir aracı mı? Komünistler, NATO’nun sadece bir askeri pakt olmadığını, aynı zamanda emperyalist sömürü sisteminin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgular. Türkiye’nin NATO üyeliği ise, ülkeyi bu emperyalist zincirin bir halkası haline getirerek, halkın çıkarları aleyhine işleyen bir süreci beslemektedir.

Tarihsel Rolü: Türkiye’de Karşı-Devrimci Bir Güç

NATO’nun Türkiye tarihindeki etkisi, sadece dış politikayla sınırlı kalmamış, aynı zamanda ülkenin iç dinamiklerini de derinden etkilemiştir. Komünistlerin analizi, NATO’nun kurulduğu ilk günden itibaren anti-komünist bir misyon üstlendiğini ve Türkiye’de ilerici hareketlerin bastırılmasında kilit rol oynadığını göstermektedir.

Soğuk Savaş döneminde, NATO’nun varlığı, Türkiye’deki anti-komünist cadı avlarını ve ilerici hareketlere yönelik baskıları meşrulaştıran bir zemin hazırladı. 1970’ler ve 1980’lerde yaşanan 12 Mart ve 12 Eylül askeri darbeleriyle NATO’nun bağlantıları (kontra-gerilla, Gladio gibi yapılarla), ülkenin siyasi tarihinde derin izler bıraktı. Bu dönemde “komünizm tehlikesi” argümanı, işçi sınıfı hareketini ve halkın demokratik taleplerini ezmek için bir kılıf olarak kullanıldı. Komünistler, bu baskılar altında büyük bedeller ödedi, ancak mücadelelerinden asla vazgeçmedi.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından NATO’nun feshedilmesi beklense de, bu gerçekleşmedi. Aksine, örgüt yeni emperyalist misyonlarla genişleyerek, eski sosyalist coğrafyalara doğru yayıldı. Türkiye de bu yeni misyonların bir parçası olarak, NATO bünyesinde Afganistan, Libya ve Suriye gibi coğrafyalardaki emperyalist müdahalelerde aktif rol aldı. Komünistler, bu müdahalelerin Türkiye’nin bağımsız dış politikasına ve halkın çıkarlarına aykırı olduğunu her fırsatta dile getirerek, emperyalist paylaşım savaşlarının bir parçası olmaya karşı çıktı.

Ekonomik Boyut: Sermayenin Çıkarları ve Halkın Yoksulluğu

NATO üyeliği, Türkiye’ye yalnızca siyasi ve askeri yükümlülükler değil, aynı zamanda ağır bir ekonomik fatura da çıkarmaktadır. Komünistlerin vurguladığı gibi, bu fatura doğrudan halkın cebinden çıkmakta ve yoksulluğu derinleştirmektedir.

NATO üyeliğinin getirdiği dev askeri harcamalar, halkın temel ihtiyaçları olan eğitim, sağlık ve sosyal hizmetlerden kısılarak karşılanmaktadır. Bu durum, ülkenin kaynaklarının halkın refahı yerine savaş aygıtına aktarılması anlamına gelmektedir. Ayrıca, yerli askeri-endüstriyel kompleksin palazlanması da emperyalist sisteme bağımlılığı artırmakta, uluslararası silah tekellerinin kar hanelerini şişirmektedir. Komünistler, bu kompleksin, tıpkı küresel eşdeğerleri gibi, savaş ve gerilimden beslendiğini ve halkların çıkarına olmadığını belirtmektedir.

NATO’nun bir diğer ekonomik boyutu ise, Türkiye’yi uluslararası sermayeye entegre etme aracı olarak kullanılmasıdır. ABD ve Batı tekellerinin Türkiye ekonomisi üzerindeki tahakkümü, NATO üyeliğiyle pekişmekte, ülkenin ekonomik bağımsızlığı zayıflamaktadır. Bu durum, kaynakların ulusal çıkarlar doğrultusunda kullanılmasına engel olmakta ve eşitsizlikleri daha da derinleştirmektedir.

Siyasal Boyut: Egemenlik İhlali ve Demokrasi Yanılgısı

NATO’nun “demokratik değerler” söylemi, komünistler için büyük bir çelişki barındırmaktadır. Zira NATO üyeliği, Türkiye’nin ulusal egemenliğini kısıtlamakta ve dış politikasını ABD ile Batılı güçlerin çıkarları doğrultusunda hizalamaya zorlamaktadır.

Türkiye topraklarında bulunan İncirlik Üssü ve Kürecik Radar Üssü gibi NATO varlıkları, ülkenin stratejik güvenliğini tehlikeye atmakta ve bölgesel gerilimlere doğrudan taraf olmasına neden olmaktadır. Özellikle Rusya ile yaşanan gerilimlerde bu üslerin varlığı, Türkiye’yi potansiyel bir hedef haline getirmektedir. Komünistler, bu üslerin derhal kapatılması gerektiği yönündeki kararlı duruşlarını sürekli dile getirmektedir.

Dahası, NATO’nun sözde “demokrasi” anlayışı, Türkiye’deki anti-demokratik uygulamalar, baskılar ve işçi sınıfına yönelik saldırılarla tam bir tezat oluşturmaktadır. Komünistler, gerçek demokrasinin, emperyalizmin boyunduruğundan kurtulmuş, bağımsız ve sosyalist bir düzende mümkün olabileceğini vurgulamaktadır. Emperyalizme bağımlı bir ülkede, egemen sınıfın çıkarları doğrultusunda işleyen bir “demokrasi”nin, halkın gerçek anlamda özgürleşmesinin önünde bir engel olduğunu savunurlar.

Güncel Gelişmeler ve Komünistlerin Yaklaşımı

Güncel gelişmeler, NATO’nun doğasına ilişkin komünistlerin analizlerini doğrulamaktadır. Ukrayna’daki çatışma, NATO’nun emperyalist paylaşım mücadelesinin bir parçası olduğunu açıkça göstermektedir. Komünistler, bu çatışmayı, ABD liderliğindeki Batı emperyalizmi ile Rusya arasındaki bölgesel hegemonyanın mücadelesi olarak okumaktadır. NATO’nun Rusya’yı kuşatma politikasının ve Ukrayna’daki vekalet savaşının bölgesel ve küresel barışa yönelik ciddi bir tehdit oluşturduğu açıktır. Türkiye’nin bu savaşta NATO saflarında yer alması, ülkenin kendi çıkarlarına aykırı bir pozisyona sürüklenmesi anlamına gelmektedir.

Son dönemde NATO’nun Pasifik’e ve Çin’e karşı hamleleri de dikkat çekicidir. Bu durum, yeni küresel çatışma alanlarının yaratıldığını ve emperyalist rekabetin kaçınılmaz olarak daha geniş coğrafyalara yayıldığını göstermektedir. Komünistler, bu gelişmeleri, kapitalist sistemin doğasından kaynaklanan ve sürekli genişleme ve kaynak kapma arayışını yansıtan bir süreç olarak değerlendirmektedir.

Bu nedenle, komünistler, Türkiye’nin NATO’dan derhal çıkması gerektiği yönündeki çağrılarını sürdürmektedir. Bu çıkış, komünistlere göre, bağımsız, laik ve sosyalist bir Türkiye için atılması gereken ilk ve en önemli adımlardan biridir.

Sonuç: Emperyalizme Karşı Uluslararası Dayanışma ve Sosyalizm Mücadelesi

NATO, sadece bir askeri pakt değil, aynı zamanda emperyalist sömürü sisteminin bir aracıdır. Komünistlerin perspektifinden, NATO’dan çıkış, sadece bir dış politika değişikliği değil, aynı zamanda ülkenin sınıf mücadelesinin ve toplumsal kurtuluş mücadelesinin ayrılmaz bir parçasıdır.

İşçi sınıfının ve emekçilerin NATO’ya karşı mücadelesi, uluslararası emperyalizme karşı topyekûn bir direnişin temelini oluşturur. Lenin’in emperyalizm tahlili, güncelliğini korumakta ve emperyalist savaşlara karşı proleter enternasyonalizminin gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Savaşların ve sömürünün kökeninde yatan kapitalist sistemi ortadan kaldırma hedefiyle, komünistler savaşsız, sömürüsüz ve eşit bir dünya için sosyalizm mücadelesini yükseltmeye devam edecektir. Bu mücadele, uluslararası işçi sınıfının birliğiyle, halkların egemenliğiyle ve geleceğin inşasıyla mümkündür.

Bunlar da var

Çürümenin Anatomisi ve Kurtuluş Programı

Genişletilmiş Cumhur İttifakı: Milliyetçiliğin Diyalektiği

Diyalektiğin Işığında Güncel Gelişmeler: Kapitalizmin Çelişkileri ve Devrimci Bir Geleceğe Çağrı

Tags: anti-emperyalzim, nato, otan

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Arşivler

  • Ağustos 2025
  • Temmuz 2025
  • Haziran 2025

Calendar

Ağustos 2025
P S Ç P C C P
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031
« Tem    

Kategoriler

  • Felsefe
  • Psikoloji
  • Şiir
  • Siyaset
  • Uncategorized

1880-124-1024

Copyright izlek 2025 | Theme by ThemeinProgress | Proudly powered by WordPress